>
Biraz da Tammo’dan haber vereyim.
Bugün, Dante’yi alıp parka vs. götürdü Tammo. Ben de yalnız birşeyler yaptım. Kızsal şeyler işte, kuaför, alışveriş vs.
Günün sonunda eve geldiğimizde, anlattı parkta neler olduğunu:
Dante’ye kraker vermiş parkta. Bu sırada, etrafta oynayan Dante yaşlarındaki bir çocuk bunlara yaklaşmış, kraker istemiş. Tammo da “Üzgünüm, sana kraker veremem, önce annene sormalısın. O ver derse veririm” demiş. Çocuk ilerideki bir bankta oturan annesine herhalde gidip sormamış, Tammo da dikkat etmemiş zaten sorup sormadığına. Çocuk yeniden gelmiş, herhalde hırsını alamamış olacak ki
) Tammo’ya “Paylaşmayı bilmiyor musun sen? *Paylaşman lazım” demiş (*Amerikalı ebeveynlerin mottosu). Tammo da “Git annene sor” diye tekrar lafa başlamış ki çocuk “Senin preschool’a (anasınıfı öncesi eğitim) gitmen lazım, paylaşmayı öğrenmelisin” diyekoymuş. Tammo dumur!
))
“Yanımdan nasıl kovalayacağımı bilemedim, vermedim kraker mraker elbette. Alerjisi vardır yada nefes borusuna kaçar falan hiç işim olmaz, annesinin de umrunda bile değildi, çok rahatsız oldum” dedi
)
İyi yapmış tabi, çocuğun neye alerjisi olduğunu çocuk bilmiyordur, dahası annesi bile henüz bilmiyor olabilir.
Bir de işin başka bir yönü var tabi;
Mesela Dante, parkta, orada burada çocuklar birşey yiyorsa, hiç gidip de, ne onlardan, ne de anne-babalarından o yenen şeyi istemez…Bebekken bile yapmazdı. Görüp de canı istiyorsa, bana gelir nazlanır, “anne o şeyden yiyem?” diye sorar. Çantamda benzer birşey vardır genelde zaten, yoksa da kolayca kabullenir.
Bizim bir köpeğimiz vardı, adı Troy’du. 15 yıl yaşadı. Dante’ye çok istedim Troy koyalım adını diye, ama köye gidince “troytroytroy…” diye çağırırlar oğlumu diye koymadık valla. Acayip bir köpekti, bizden başka kimsenin elinden birşey yemezdi, insanlar denerdi yer mi acaba diye, kıçını döner yürürdü valla.
Hiç sevmem sümdük çocukları.